Dengesiz Tansiyon: Bir Anın Hikayesi
Kayseri’nin soğuk sabahlarında bir fincan kahve eşliğinde her şeyin güzel olduğunu düşündüğüm bir günde, hayatımda bambaşka bir şey hissettim. Bir anda başımı kaldırdım ve içimde bir fırtına koptu. O an anlamadım, ne olduğunu anlamaya çalıştım. Ama sonra, bir şeyin yanlış olduğunu fark ettim: Tansiyonum yükselmişti. Hem de öyle bir yükselmişti ki, hem fiziksel hem de duygusal olarak düşüşümü izledim.
Başlangıçta Her Şey Yolundaydı
O sabah her şey her zamanki gibiydi. Kayseri’nin sakin sokaklarından evime doğru yürürken, sıcacık bir güneşin yüzüme vurması bana huzur veriyordu. Her şey yolundaydı, en azından öyle sanıyordum. O sabah kahvemi içip bilgisayarımı açıp bloguma birkaç satır yazmayı planlıyordum. Ama, aniden bir baş dönmesi ve mide bulantısı beni sıyırıp geçti. Bir anda gözlerim karardı, başımda bir baskı oluştu. Kalbim hızlı bir şekilde atmaya başladı.
Bir an, “Ben bir şeylere çok fazla odaklandım, belki fazla stres yaptım,” diye düşündüm. Ama bir yandan da bir şeylerin ters gittiğini hissettim. O an hayatımda, fiziksel sağlığımın bana karşı oynadığı bu oyunu hiç beklemiyordum.
Dengesiz Tansiyon Ne Demek?
O an ne olduğunu anlamaya çalışırken, hemen cep telefonuma sarıldım. Herkes gibi, hemen internete başvurduğumda, dengesiz tansiyonun aslında ne kadar tehlikeli bir durum olduğunu öğrendim. Yüksek ve düşük tansiyonun birbirini takip etmesi, vücuda o kadar zarar verebiliyormuş ki! Tansiyonun dengesizliği, sürekli olarak insanı “ne olacağını bilemez bir hale” getiriyordu. Hemen en yakın hastaneye gitmeye karar verdim. Çünkü o an ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.
Beni yatağa yatıran ve başımı yastığa koyan sadece tansiyonum değildi. Aynı zamanda kaybolmuş bir güven duygusuydu. Güvende olmadığımı, her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hissetmiştim. Bu, fiziksel bir durumdan çok daha fazlasıydı.
Heyecan ve Kaygı Arasında
Hastaneye gittiğimde, doktorumun sakin tavrı beni biraz rahatlattı. Ancak o sırada içimde bir şeyler kıpırdıyordu. “Dengesiz tansiyon” tanısı hayatımı o kadar aniden ve beklenmedik bir şekilde değiştirmişti ki, bir yanda heyecan vardı; ama diğer yanda büyük bir kaygı. Kaygı, her zaman başka bir duyguyu tetikliyor gibi hissediyorum. O an, tansiyonumun düzenlenmesini beklerken hayatımın ne kadar kısa ve değerli olduğunu düşündüm. İnsan bazen, bu tür sağlık sorunlarıyla karşılaştığında, “Kendi vücuduma ne kadar güvenebilirim?” sorusunu sormaya başlıyor. Bunu ilk kez o an hissettim.
O Anın Sonrası
Bir süre hastanede gözlemler altında kaldım. Tansiyonum biraz daha dengelendi ama o sırada içinde bulunduğum ruh halini anlatmam gerçekten zor. Kendimi, bir nehrin kıyısında duruyormuş gibi hissettim; her şey biraz bulanık, biraz garip ve biraz da kaybolmuş gibiydi. O gün, sadece sağlığım için değil, aynı zamanda hayatın ne kadar değerli olduğunu düşündüm.
Tansiyonumun dengesizliği, benden çok daha fazlasını gösteriyordu. Belki de hayatın dengesizliği, bir türlü sığdıramadığımız duygularımız, hayal kırıklıkları ve umutlarımız. Yüksek tansiyonla gelmiş olabilirim, ama o an fark ettiğim bir şey vardı: Yaşamın, her an her şeyin dengede olmaması gerektiği gerçeğiyle barışmak. Duygusal olarak her şey dengesizdi, ama bu da insan olmanın bir parçasıydı.
Duygularla Barışmak
Kayseri’ye dönerken, hava kararmıştı. Bu günün, hayatımın dönüm noktalarından biri olduğuna inanıyorum. Tansiyonum bir an dengesizdi, ama belki de ruhum da öyleydi. Şimdi, o günü düşündüğümde, o anın bana ne kadar fazla şey öğrettiğini fark ediyorum: İnsan bedeninin her an dengesizleşebileceğini kabul etmeliyiz. Tansiyonun dengesizliği gibi, hayatta da bazen her şey ters gidebilir. Ama bu, yeni başlangıçlara da yer açan bir durum.
O günden sonra, sadece sağlık açısından değil, duygusal anlamda da her şeyi biraz daha dikkatle izlemeye başladım. Çünkü dengesiz tansiyonun, tıpkı duygusal dalgalanmaların da bir göstergesi olduğunu artık çok daha iyi biliyorum.
Sonuç Olarak
Tansiyon, sadece fiziksel bir durum değil, aynı zamanda ruhun da bir aynasıdır. Dengesiz tansiyon ne demek sorusunun cevabı, benim için duyguların iç içe geçtiği, bazen karışan ama her zaman yolunu bulan bir dengeyi bulma arayışıdır. Belki de dengesizlik, sonunda insanı gerçeğe daha yakın kılan bir süreçtir. Kim bilir?