İçeriğe geç

Küsür nasıl ?

Küsür Nasıl? Küçücük Bir Kelimenin Büyük Hikâyesi

Merhaba değerli Ayy okuyucuları. Bu yazımızda “Küsür nasıl” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.

İnsan ilişkileri bazen İzmir’in yaz akşamlarına benzer. Dışarıdan bakınca her şey sakin, sıcak ve keyiflidir ama denizin içinde görünmeyen akıntılar olabilir. Bir arkadaşın attığı kısa bir mesaj, aileden gelen küçük bir sitem ya da sevgilinin “tamam” diye bitirdiği bir cümle bazen insanın kafasında üç sezonluk dizi senaryosuna dönüşebilir.

Benim de böyle anlarım çok oluyor. 25 yaşındayım, arkadaş ortamında sürekli şaka yapan, herkesin “Sen kesin hiçbir şeyi kafana takmıyorsundur” dediği tiplerdenim. Halbuki gerçek hiç öyle değil. Eve geldiğimde bazen beş yıl önce söylediğim bir cümleyi hatırlayıp “Acaba orada biraz fazla mı konuştum?” diye kendi kendime hesap yaptığım oluyor.

İşte tam da bu noktada hayatımıza küçük ama etkili bir kelime giriyor: küsür.

Peki, küsür nasıl? Gerçekten bir insan nasıl küsür, ne zaman küsülür, küsmek mi daha kolaydır yoksa barışmak mı? Gelin biraz günlük hayatın içinden bakalım.

Küsür Nasıl? Önce Küslüğün Küçük Belirtilerine Bakalım

Küsmek genellikle büyük bir olayla başlamaz. Çoğu zaman küçücük bir detaydır. Mesela arkadaş grubunda plan yapılır ve sen sonradan öğrenirsin.

Telefon ekranına bakarsın.

“Akşam sahile gidiyoruz.”

Sen:

“Güzelmiş, kimler geliyor?”

Cevap:

“Herkes.”

İşte o “herkes” kelimesi bazen insan beyninde alarm zilleri çaldırabilir.

“Ben herkes değil miyim?”

“Beni özellikle mi çağırmadılar?”

“Yoksa geçen hafta yaptığım şakaya mı alındılar?”

Sonra kendi kendine kızarsın:

“Ya arkadaş, belki sadece unutmuşlardır.”

Ama o sırada içindeki küçük dedektif çoktan göreve başlamıştır.

Küsür nasıl diye soran birine verebileceğim ilk cevap şu olur: İnsan bazen karşısındakine değil, kendi kafasında büyüttüğü düşüncelere küsüyor.

Çünkü çoğu zaman gerçek ile bizim yorumumuz arasında büyük bir fark oluyor.

İzmir’de Bir Genç Yetişkinin Küslük Maceraları

İzmir’de yaşamanın güzel taraflarından biri insanların genellikle sıcak olmasıdır. Kordon’da otururken tanımadığın biriyle bile kısa bir sohbet edebilirsin. Ama bu rahatlığın içinde bir de ilginç bir durum vardır: İnsanlar çok çabuk yakınlaşır ve bazen çok çabuk da alınabilir.

Mesela arkadaş grubuyla bir kafede oturuyorsunuz.

Arkadaşın sana:

“Sen zaten hep geç kalıyorsun.”

diyor.

Herkes gülüyor.

Sen de gülüyorsun.

Ama eve gidince:

“Acaba gerçekten beni sorumsuz biri olarak mı görüyorlar?”

diye düşünmeye başlıyorsun.

Beynimiz bazen çok ilginç çalışıyor. Gün içinde bize söylenen güzel şeyleri unutuyoruz ama tek bir olumsuz cümleyi alıp büyütebiliyoruz.

Ben mesela bir arkadaşımın yıllar önce söylediği bir şakayı hâlâ hatırlıyorum. O zaman gülmüştüm ama sonra eve gidince:

“Acaba biraz fazla mı dalga geçti?”

diye düşünmüşüm.

Şimdi geriye bakınca komik geliyor. Çünkü arkadaşım muhtemelen o konuşmayı çoktan unutmuştu. Ben ise kafamda küçük bir mahkeme kurmuş, hem hâkim hem sanık hem de avukat olmuştum.

Küsür Nasıl Olur? Sessiz Savaşların Anatomisi

Küslük bazen bağırarak değil, sessizce gelir.

En klasik örneklerden biri mesajlaşmadır.

Normalde:

“Ne yapıyorsun?”

diye soran kişi bir gün sadece:

“İyi.”

yazar.

İşte o noktada insan beyninin çalışma şekli değişir.

Normal insan:

“Herhalde meşgul.”

Ben:

“Tamam, kesin bir şey oldu.”

Sonra mesaj geçmişine bakılır.

Son üç konuşma incelenir.

Noktalama işaretleri analiz edilir.

“Burada neden nokta koymuş?”

“Eskiden gülen emoji atıyordu.”

“Bir şey mi yaptım?”

Halbuki karşı taraf belki sadece işten çıkmış, yorgun ve telefonu hızlıca cevaplamıştır.

Küsür nasıl sorusunun en eğlenceli tarafı burada ortaya çıkıyor. İnsan bazen olmayan bir hikâyeye inanıp gerçek bir duygu yaşayabiliyor.

Küsmek mi Daha Kolay, Anlatmak mı?

Bence insanların en büyük problemlerinden biri şu: Kırıldığımız şeyi söylemek yerine karşı tarafın anlamasını bekliyoruz.

Bazen içimizden şöyle geçiriyoruz:

“Eğer beni gerçekten önemsiyorsa zaten anlar.”

Ama hayat maalesef telepati özelliğiyle çalışan bir sistem değil.

Karşımızdaki insan bizim kafamızın içine giremiyor.

Sen bir şeye üzülüyorsun, o kişi de hiçbir şey anlamadan hayatına devam ediyor.

Sonra iki taraf da farklı filmler izliyor.

Biri:

“Bana değer vermiyor.”

diye düşünüyor.

Diğeri:

“Bir sorun mu var acaba?”

diye düşünüyor.

Sonuç?

İki kişi de aslında konuşsa çözülecek bir mesele yüzünden birbirinden uzaklaşıyor.

Küsür Nasıl? Kendine Küsme Meselesi

Bence en zor küslük başkasına değil, kendine olan küslük.

Bazen insan kendi yaptığı bir hataya fazla takılıyor.

“Keşke öyle söylemeseydim.”

“Keşke o fırsatı değerlendirseydim.”

“Keşke biraz daha cesur olsaydım.”

Benim de böyle dönemlerim oluyor. Bazen geçmişte yaptığım küçük bir hatayı düşünüp kendime gereğinden fazla yükleniyorum.

Sonra kendime şunu söylüyorum:

“Arkadaşım, sen insanlardan kusursuz olmalarını beklemiyorsun. Kendinden neden bekliyorsun?”

Bu soru biraz durduruyor insanı.

Çünkü hepimizin saçmaladığı, yanlış anlaşıldığı, gereksiz tepki verdiği zamanlar var.

Hayat zaten biraz da bunlardan oluşuyor.

Küslüğü Tatlı Bir Şeye Çevirmenin Yolları

Her küs olduğumuz insan hayatımızdan çıkacak diye bir kural yok.

Bazen küçük bir adım yeter.

Mesela basit bir mesaj:

“Ya biraz saçma bir durum oldu galiba, konuşalım mı?”

Bu kadar.

Bazen gurur dediğimiz şey bizi koruduğunu düşündüğümüz ama aslında yalnız bırakan bir duvar olabiliyor.

Tabii burada sürekli alttan almak veya her şeyi kabullenmek gerektiğini söylemiyorum. İnsan kendine saygı göstermeli.

Ama gerçekten değer verdiğimiz insanlarla küçük kırgınlıkları büyütmeden çözebilmek büyük bir olgunluk göstergesi.

Küsür Nasıl? Bazen Komik, Bazen Duygusal Bir İnsan Hâli

İnsan olmak biraz garip bir şey.

Bir yandan arkadaşlarımızla kahkahalar atıyoruz, saçma esprilere gülüyoruz, hayatı hafife alıyoruz.

Diğer yandan gece yatağa yatınca:

“Acaba bugün söylediğim şey yanlış mı anlaşıldı?”

diye düşünüyoruz.

Dışarıdan güçlü görünen birçok insanın içinde böyle küçük hesaplaşmalar var.

Ben arkadaş ortamında sürekli şaka yapan biri olsam da bazen kendi kafamın içinde fazla ciddi toplantılar yapıyorum.

Gündüz:

“Boş ver ya, hayat kısa.”

Gece:

“2019’da söylediğim o cümleyi neden söyledim?”

İnsan gerçekten ilginç bir canlı.

Ama belki de güzel tarafı burada.

Çünkü küsiyoruz, barışıyoruz, kırılıyoruz, öğreniyoruz.

Her duygu bize biraz kendimizi anlatıyor.

Sonuç: Küsür Nasıl Diye Sorunca Cevap Aslında Çok Basit

Küsür nasıl sorusunun tek bir cevabı yok. Çünkü herkes farklı şeylere kırılıyor, farklı şekillerde tepki veriyor. Kimi içine kapanıyor, kimi uzaklaşıyor, kimi de hiçbir şey olmamış gibi davranıp içinde taşıyor.

Ama önemli olan şu: Küslüğü hayatımızın kalıcı bir parçası hâline getirmemek.

Bir insanı gerçekten önemsiyorsak konuşmayı denemek, anlamaya çalışmak ve gerektiğinde özür dilemek gerekiyor.

Çünkü hayat, küçük kırgınlıkları büyütmek için fazla kısa.

Belki de en güzel çözüm bazen gururu bir kenara bırakıp şöyle diyebilmek:

“Tamam, biraz alındım ama hadi konuşalım.”

Bazen bir kahve, bazen kısa bir mesaj, bazen de samimi bir gülümseme yıllarca süren bir sessizliği bitirebilir.

Sonuçta hepimiz biraz hassas, biraz komik, biraz da fazla düşünen insanlarız.

Yani kısacası, küsür nasıl olur derseniz:

Biraz kalpten, biraz kafadan, biraz da insan olmaktan olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ilbetcom.com ilbet
https://slaytajans.com https://nud.com.tr https://nub.com.tr Sitemap